Sunday, June 28, 2015

Umut Verin Onlara



"Des Moines'de (Erzincan) ya da San Antonio'da (Adana) genç bir çocuk şu anda homoseksüel olduğunu fark ediyor. Anne baba'sının bunu fark ederlerse onu evden atacaklarını, okul arkadaşlarının onu ezeceklerini, televizyondaki ahlakçıların kendi üzerlerine düşeni yapacaklarını biliyor. Ve önünde iki seçeneği kalıyor:

İntahar ya da yalanla yaşamaya devam.

Ama birgün o genç çocuk gazeteyi açıp San Fransisco'da (İstanbul'da) bir homoseksüel seçimi kazandı haberini okuduğunda iki yeni seçimi olacak:

San Fransisco'ya (İstanbul'a) gelmek, ya da San Antonio'da (Adana'da) kalıp mücadele etmek!

Seçildikten iki gün sonra genç bir sesten telefon aldım. Altoona, Pennslyvania (Pursaklar, Ankara) arıyordu. "Teşekkürler" dedi.

Homoseksüel adayları seçmek zorundasınız! Seçmelisiniz ki bu çocuk gibiler, dünya için umut olduğunu bilebilsinler. Daha iyi bir yarın için umut olduğunu bilebilsinler.

Umut olmadan bizler, sadece gayler değil, Siyahlar, Asyalılar, emekliler, (Kürtler, Ermeniler, Fakirler, emekliler, işçiler) mücadele edemezler.

Sadece umutla yaşanmayacağını biliyorum. Ancak umutsuz da hayat yaşanmaya değmez. 

Bu yüzden sen, sen, sen ve sen onlara umut vermelisiniz!
"

Amerika'nın seçilmiş ilk Homoseksüel politikacısı Harvey Milk'in bu sözleri ile yanlarında olmayı çok istediğim ancak gidemediğim Onurlu homoseksüel dostlarıma selam vermek istedim. 

Bir sonraki seçimde homoseksüel ve Trans aday gösteren parti hangisi ise oyum onadır.

Zira Rosa Luxemburg'un büyük sözü her zaman doğrudur:

Özgürlük her zaman ötekileştirilenin özgürlüğü ile ölçür!

Braun wie Scheisse

Wir leben in tragischen Zeiten. Ich meine die original Griechische Bedeutung des Wortes Tragisch. Es ist eine besondere Tragödie der Menschheit, dass wir gleichzeitig viele der erbärmlichen Problemen schon gelöst haben, nur mit der verzwickte (vielleicht verfickte) Folge, dass diese Lösungen andere erbärmlichen  Probleme mit sich bringen...

Es bleibt leider, ein Problem, das sich nie lösen lässt. So stabil ist diese Eigenschaft des Menschen, dass ich sie (leider) als eine formierende Eigenschaft des Menschen halte. Es ist der Fremdenhass.

Heinrich Heine, schrieb über die Koranverbrennungen in Spanien diese berühmte Zeilen:

    Das war ein Vorspiel nur, dort wo man Bücher
    Verbrennt, verbrennt man auch am Ende Menschen.

Wie verflucht ist es, dass es nachdem Holocaust, wo es Menschenverbrennungsfabriken gab, noch Leute gibt, die die Absicht haben Menschen zu verbrennen.

Wie verflucht ist es, dass sie motiviert von der Angst sind, die von Terroristen verbreitet wird. Die Terroristen, die den Koran als ihr Ausgangspunkt halten...

Hier ist die Link zur der Brandstiftung in Meissen:

http://www.spiegel.de/panorama/meissen-brand-in-geplanter-fluechtlingsunterkunft-a-1041043.html

Und hier ist eine gute Antwort:



 

Monday, June 08, 2015


"Başkanlık Sarayı'nı dolduran ölgün hava, hafta sonu pencerelerini gagalayarak içeri giren akbabaların kanat çırpmaları ile dağıldı. Pazartesi olduğunda ölü ve çürüyen bir başkanlığın tatlı kokusu tüm şehri yüzyıllık ataletinden uyandırdı."

Başkan Baba'mızın Sonbaharı
Gabriel -Gabi- Garcia Maquez



Tuesday, June 02, 2015

Kral Kaan Tangöze



Biz

Özgürüz dedik hala,
Vaz geçer miyiz söyle bana?

Diye şarkı söylerken katledilen canlar şerefine:



Yunus emre caddesinde bir sanayi sokağında
Gözü dönmüş kahpe döller pusu kurmuş karanlığa
Katli vacip görülmüş sebep özgür olmasında
Alev almış bir ateş bu şimdi taksim meydanında yanar

Ankaranın göbeğinde kızılay meydanında
Ateş açmış bir polis var genci vurmuş kafasından
Katle ferman verilmiş yüksek yüksek koltuklardan
Alev almış bir ateş bu şimdi taksim meydanında yanar

Mithatpaşa caddesinde gaziler sokağında
Yola çıkmış bir çocuk var ekmek alma çabasında
Katli vacip görülmüş sebep orda olmasında
Korkma sönmez bir ateş bu şimdi taksim meydanında yanar.

 Unutma, bu daha başlangıç, mücadeleye devam...

Thursday, May 28, 2015

Geyikli Gece'den (Neredeyse) 2 Yıl Sonra, Pandora'nın Gecesinden (Neredeyse) 2 Hafta Önce

Where is Waldo?

2 yıl önce bu günlerde bir Cuma konformist mi konformist bir başka haftayı kapatmıştım.  Apolitik hayatıma 2 saatlik bir ekolojik eylem sığdırma planları ile sevgilim ile buluştum. Aklımda Heine'nin ürkütücü gerçekçi kehanetini yaptığı "Kitapları yakıldığı yerde insanların yanması yakındır" sözü vardı. Çadırların yakıldığı ülkemde, insanların -yeniden- yakılacağından korkuyor, bu sefer korkumla, bu korkuyu bana yaşatanların ağızlarına sakız edip bir türlü uygulama geçiremediği şekilde, "barışçıl" şekilde yüzleşmeye hazırlanıyordum.

Taksime doğru yürürken havayı kaplayan dayanışma kokusunu Hrant Dink'i anma yürüyüşlerine nasıl benzediğini konuşurken bir kaç senedir tanımaya başladığım, 2 hafta önce Beşiktaş - Gençlerbirliği maçında iyice haşır neşir olduğum biber hazının kokusu ile irkildik. 10-15 dakika içinde önümüzden arkamızdan bizleri ezmek istercesine üzerimize zırhlı araçlar sürülmeye başlandı. TOMA lafının aklımda ilk olarak orada yer ettiğini hatırlıyorum.

Yaşlısı genci Hilton otelinin bahçesine sığındık. Acemiliğimiz ile yüzümüzü suyla yıkıyor, gözlerimizi daha da yaşartıyorduk. Tam bu sırada Robocop kılıklı zavallı gençler - kendileri de sistematik bir teröre maruz kalan, emir komuta zincirinde ezilen ve görev tanımları halk üzerinde bezdirici ve caydırıcı terör uygulamak olan gençler için de üzülüyorum- her iki girişten de gaz bombaları atmaya başladı. Bunun herhangi bir kalabalığı dağıtma egzersizi olmadığı açıktı, eğer gerçek amaç kalabalığı dağıtmak olsaydı Taksim tarafındaki kapıdan gaz atılır, kalabalığın Nişantaşı ve Maçka'ya kaçması sağlanabilirdi.

Bir köşeye sıkıştırıp üzerine ölmesi için Raid sıktığımız sineklerden farkımız yoktu. Bir gece ansızın uyanıp kendimizin böcek olarak bulmuştuk. Gaz biraz dağılıp -içerisinde bir güzellik yarışması yapılan- Lütfü Kırdar üzerinden eve doğru yürürken arkama baktığımda polis helikopterlerinden işaret fişekleri yağıyor, zırhlı araçlar peşimizden su sıkıyor, zırhlı adamlar arkamızdan üzerimize  sonraları çocuk öldürmek için kullanıldığını öğrendiğimiz gaz fişekleri ile üzerimize ateş ediyorlardı. Sevgilime döndüm ve "Bunları unutma Pınar, bunlar bir kabus değil, bugün sen ve ben ve yemin olsun ki barışcıl bir protesto yapıp evlerine dönmek isteyen binler kendi devleti tarafından temizlenmesi gereken bir haşerat olarak temizlenilmek istendi" dedim.

Sonrası herkesin kendine ait anlamlar yüklediği o özel Haziran oldu biliyorsunuz. Bence sonuçlarının ne olduğunu tam olarak anlamamız ve kişisel yolculuğumuzda nereye konumlandıracağımıza karar vermemiz için hala çok erken olan bir zaman parçası. 20 sene sonra çok daha açık bir karar verebileceğiz. 20 sene öncesi demişken...



Yukarıdaki görüntüler 21 sene öncesinde başka bir vatan toprağından. Kendi vatandaşına haşere gibi davranmak nasıl olur göstermesi, bunun bize çok yeni gelen, ancak bu devletin yapmaya çok alışkın olduğu bir şey olduğunu bize hatırlatması açısından çok önemli görüntüler.

Bu muameleyi görmüş halktan gelen birileri eğer tüm ezilenlere ve ezmek istemeyenlere selam durup, kadına, transa, doğaya saygı duyacağım diye yola çıkıyorsa,ve buna karşın seni beni ve Kürtleri haşere olarak gören sistem bu kişileri anti-demokratik bir şekilde engellemeye çalışıyorsa, bu durumda yapılacak tek vicdani hareket kanımca seçimde bu insanları desteklemektedir. HDP'ye destek olmayı düşünen, ancak HDP'ye güvenemediğinden bunu yapmayacak tüm dostlarımı ve ailemi, şiddetle okumalarını tavsiye ettiğim şu yazının (http://yankobey.tumblr.com/post/120090264684/bin-hidipiyi-givinmiyirim) son cümlesi ile aynısını yapmaya davet ediyorum:

"Kusura bakma kardeşim, ben Kürt'lere güvenmeyi seçiyorum. Eğer yanılırsam da yanıldım diyecek kadar cesaretim var. Tam da bu yüzden bu taraftayım."

Friday, April 24, 2015

Adı ne olursa olsun, bu topraklardan silinenler anısına...

Soykırım, Tehcir, Büyük Felaket, Katliam...

Adı ne olursa olsun, modernitenin kan fışkıran ilk volkanının yerlerinden ,yurtlarından ettiği, eziyet edip öldürdüğü/ölüme terk ettiği tüm halklarının anısına; aynı yüz yılda patlayan ikinci nefret volkanının yeryüzünden sildiği Ukrayna Yahudi'lerinin anısına yazılan Babi Yar senfonisini ithaf etmek isterim:



Yaşanan acıları ve utançları "Soykırım, Tehcir, Büyük Felaket, Katliam... ... Bunlardan hangisi?" sorusuna kurban etmekten hiç memnun değilim. Sorunun cevabı belli: bu acılara maruz kalanlar ne diyorsa cevap O'dur...

Thursday, April 09, 2015

Crashplan Fix

Crashplan saved my life on so many occasions, that I had to work a bit to find and fix a relatively hard to spot error in my setup. It was brought to my attention by the very useful backup mails that my Crashplan hadn't done its job for 3 days. This made me shiver with fear of losing a lot of data - i am a bit paranoid when it comes to data. So I treaded the standard way, close the app, close the computer, restart again etc. When all of this did not work I tried re-installing the software, which did not fix the issue. After searching through the product knowledge base I learned that there are two components of Crashplan: one UI that you and I interract, and one Windows service that does all the background work. UI will give you an error in the line of "Unable to connect to the backup service." Which means the background service is dead. If one types services.msc in the commend prompt (which you can access by writing cmn on the start menu), the service manager of Windows pops up. It was clear that the Crashplan service listed in this window was not running. After manually starting the Crashplan service, the service immediately quits before running. If you search the net for this you will be directed to solutions which lets you play around with the amount of RAM that the service runs, via editing the ini file assciated with the service. Unfortunately, this was not the case for me. So I had to find the log file. Unfortunately, there are many- a log files in Crashplan. One that helped me the most was service.log.0 under C:\ProgramData\CrashPlan\log . After sifting through the log file I came across this line after which there is an exception message: Address already in use: bind, location=[650512396404130073@0.0.0.0:4242], owner=Peer@228159095[650512396404130073@0.0.0.0:4242], com.code42.exception.DebugException: Address already in use: bind, location=[650512396404130073@0.0.0.0:4242], owner=Peer@228159095[650512396404130073@0.0.0.0:4242] com.code42.exception.DebugException: Address already in use: bind, location=[650512396404130073@0.0.0.0:4242], owner=Peer@228159095[650512396404130073@0.0.0.0:4242] Address already in use was the culprit. I know there are many numbers, but what we are looking for is the service in Windows that is listening on port 0.0.0.0:4242, and not allowing Crashplan Service to communicate with the UI component. In oder to find out one has to type netstat -ado in cmd window. This lists all the program-port pairings. I had to find the process ID (PID) of the service or application listening on port 4242. For me the PID associated with this port was 2828, and I was able to kill this process and give my Crashplan service a lifeline with the following order: taskkill /F /PID 2828.