Posts

Showing posts with the label direngezi

Kral Kaan Tangöze

Image
Biz Özgürüz dedik hala, Vaz geçer miyiz söyle bana? Diye şarkı söylerken katledilen canlar şerefine: Yunus emre caddesinde bir sanayi sokağında Gözü dönmüş kahpe döller pusu kurmuş karanlığa Katli vacip görülmüş sebep özgür olmasında Alev almış bir ateş bu şimdi taksim meydanında yanar Ankaranın göbeğinde kızılay meydanında Ateş açmış bir polis var genci vurmuş kafasından Katle ferman verilmiş yüksek yüksek koltuklardan Alev almış bir ateş bu şimdi taksim meydanında yanar Mithatpaşa caddesinde gaziler sokağında Yola çıkmış bir çocuk var ekmek alma çabasında Katli vacip görülmüş sebep orda olmasında Korkma sönmez bir ateş bu şimdi taksim meydanında yanar.  Unutma, bu daha başlangıç, mücadeleye devam...

Geyikli Gece'den (Neredeyse) 2 Yıl Sonra, Pandora'nın Gecesinden (Neredeyse) 2 Hafta Önce

Image
Where is Waldo? 2 yıl önce bu günlerde bir Cuma konformist mi konformist bir başka haftayı kapatmıştım.  Apolitik hayatıma 2 saatlik bir ekolojik eylem sığdırma planları ile sevgilim ile buluştum. Aklımda Heine'nin ürkütücü gerçekçi kehanetini yaptığı "Kitapları yakıldığı yerde insanların yanması yakındır" sözü vardı. Çadırların yakıldığı ülkemde, insanların -yeniden- yakılacağından korkuyor, bu sefer korkumla, bu korkuyu bana yaşatanların ağızlarına sakız edip bir türlü uygulama geçiremediği şekilde, "barışçıl" şekilde yüzleşmeye hazırlanıyordum. Taksime doğru yürürken havayı kaplayan dayanışma kokusunu Hrant Dink'i anma yürüyüşlerine nasıl benzediğini konuşurken bir kaç senedir tanımaya başladığım, 2 hafta önce Beşiktaş - Gençlerbirliği maçında iyice haşır neşir olduğum biber hazının kokusu ile irkildik. 10-15 dakika içinde önümüzden arkamızdan bizleri ezmek istercesine üzerimize zırhlı araçlar sürülmeye başlandı. TOMA lafının aklımda ilk olarak ora...

Askı'da Yaşamak - Berkin İçin

Image
Şiirlerin yıllar sonra olanları yazıldıkları gün birebir anlatma gibi rahatsız edici bir huyları var. Ya tarih gerçekten lanet bir sarmal, ya da şairler gerçek birer kahinler. Gezi olayları öncesi Kazım Koyuncu ile tanıdığım ve beni derinden etkileyen Askıda Yaşamak adlı Atila İlhan şiiri, bugün katledilen Berkin ile -ne acıdır ki- tam anlamını buldu. Şiiri okuduğumdan beri, askıda yaşamak ne demektir diye soruyordum kendi kendime. Bugün bir anda anladım, bu zalimlerin Berkin'i ve ailesini 8 aydır nasıl acımasız bir askıya astıklarını. Ve sokaklarda mızıka çalması gereken o yeşilli çocuğu katledenlerden son bir kez daha nefret ettim. Bir daha affetmemek üzere nefretimi kalbime ve buraya yazıyorum. Bunların hesabını vermeden bir yere gitmiyorsunuz. Askıda Yaşamak Boynuna o yeşil fuları sarma çocuk Gece trenlerine binme Kaybolursun, Sokaklarda mızıka çalma çocuk, Vurulursun Atila İlhan Bu da güzel Trabzonspor'lu Kazım Koyuncu'nun harika yorumu: http://ww...

Bu Sokakta Oturanların Gaz Sonrası Toplanma Yeri...

Image
Gezi Direnişi sırasında en çok merak ettiğim şeylerden biri, geceleri Fransız ihtilalini yaşadığımız Ihlamurdere Cadde'sinin, Süleyman Seba Yokuşu'nun ertesi sabah işe geldiğimde nasıl bir anda -sağlı sollu park eden Çevik Kuvvet otobüsleri hariç- eski hallerine döndüğü olmuştu.  Direniş sokak bazında durulduktan sonra bir ara tüm duvarları kaplayan duvar yazılarının silinme hızı da buna eklenince partilerden bağımsız otoritenin olanları unutturmak için ortak çıkarları olduğunu yeniden hatırladım: UNUT-MA-LI-SI-NIZ! Bu nedenle arada bir karşıma çıkan, silmeyi unuttukları duvar yazıları beni çok mutlu ediyor. Keşke spreyleri, boyaları, matbaayı icat etmemiş olsak, yazıları çıkmayacak şekilde duvarlara çivi ile çekişle yazıyor olsak diyorum, Pompei'nin duvar yazılarını hatırlayarak - Durmayın internette aratın: " Hic ego puellas multas futui ". Akaretler'le Ihlamur'u bağlayan o dik yokuştaki buldum bu duvar yazısını. Göğü İzleme Durağı olarak...