Posts

Showing posts with the label Türkiye'nin Sorunlari

Kanun Dışı Kanunlar

08-11-2016 tarihli, 6755 numaralı Kanun Hükmünde Kararname, Madde 37: MADDE 37- (1) 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında karar alan, karar veya tedbirleri icra eden, her türlü adli ve idari önlemler kapsamında görev alan kişiler ile olağanüstü hal süresince yayımlanan kanun hükmünde kararnameler kapsamında karar alan ve görevleri yerine getiren kişilerin bu karar, görev ve fiilleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz. 24-12-2017 tarihli, 696 numaralı KHK'nin yukarıdaki maddeye yaptığı ek: “(2) Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır.” Savaş'ta bile "Savaş Suçları" ...

Eş Başkan Demirtaş'tan Cumhuriyet'e Mektup

Başka şans yok, ya HDP ve CHP ittifak yapacak, ya yapacak... "Zaten HDP, Cumhuriyet rejimine demokratikleştirerek sahip çıkan; ortak vatan yaklaşımıyla Türkiye’nin her santimetrekaresini sahiplenen, laikliği savunan, her türlü şiddete tereddütsüz karşı olan, ülkenin birliği içerisinde Kürt sorununun demokratik çözümü için mücadele eden; kadınların, inançların, yaşam tarzlarının özgürlüğünü savunan; emekten, emekçiden, üretenden yana ekonomik programı olan, altı milyon seçmenin desteğiyle parlamentonun ikinci büyük muhalefet grubuna sahip, meşru ve yasal bir partidir. " Mektubun tam metni bu linkte: Link .

Kahrolsun İstibdat, Yaşasın Hürriyet! - Ahmet Şık'ın Savunmasının Tam Metni

Image
Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerinde verilen bir savunmanın tam metnini, bu mahkemelerin hala adalet dağıtılan bir yer olduğu umudu ile yayınlıyorum: Sözlerime 3 yıl önce, 2014’te yayımlanan ‘Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda’ isimli kitabımın önsözünden bir alıntıyla başlayacağım. AKP ve Gülen Cemaati arasındaki mafyatik iktidar ortaklığının nasıl dağıldığını anlatan bu inceleme-araştırma kitabımın önsözü şöyle başlıyor: “Türkiye’yi siyasal ve toplumsal olarak beraber dönüştüren iki güç olan AKP ile Gülen Cemaati’nin birlikteliği ve yancı desteğiyle sürdürülen, adına iktidar denilen kanalizasyon patladı. ‘Yeni Türkiye’ denilen garabeti inşa eden, amaca ulaşmak için her türlü araca başvurmanın uygun olduğu Makyavelist bir anlayışın hakim olduğu iki güç; AKP ve Cemaat ayrıştı. Her ikisi de sistemin ve toplumun demokratikleşmesini değil, kendi otoritesini hakim güç kılmak üzerinden, içinde örgütlenmeye çalıştıkları devleti ele geçirmek isteyen güç odakları. Uzun vadede söz sahibi tek...

Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet! - Cumhuriyet Savunmasından notlar

Ahmet Şık'ın savunmasından bazı notlar: Ahmet Şık malum Adalet Bakanı @bybekirbozdag 'ın cemaati kollayan tweet ve beyanlarını sıralıyor. — Cumhuriyet Savunması (@CumhuriyetAv) July 26, 2017 Şık: Hayır kandırılmadınız, birlikte bizi kandırmaya çalıştınız. Şimdi de Cumhuriyetten Fetö çıkartmaya çalışıyorsunuz — Cumhuriyet Savunması (@CumhuriyetAv) July 26, 2017 Ahmet Şık Akp&Gülen ilişkisini açıklayıp Nuriye ve Semih e selam gönderince başkan 'savunma yapın köşe yazısı istemiyoruz'diye mudahale etti — Cumhuriyet Savunması (@CumhuriyetAv) July 26, 2017 Şık: FETÖ'nün ordu içinde gelişmesi için kabul edilen yasal düzenlemelerin tamamını AKP hükümetleri kanunlaştırdı — Cumhuriyet Savunması (@CumhuriyetAv) July 26, 2017 Şık: Gülen ile mücadele planlı MGK kararını hiç uygulamadiklarini @RT_Erdogan @cbabdullahgul Bülent Arınç itiraf ettiler — Cumhuriyet Savunması (@CumhuriyetAv) July 26, 2017 #AhmetŞık : Darbe kalkışması olduğ...

Adalet İstiyorum - Nuriye ve Semih için, Demirtaş ve Yüksekdağ için, Soma'lılar İçin, Roboski'liler için, Mimar Sinan İçin...

Image
Nuriye and Semih must live...in freedom pic.twitter.com/EtRiPKYnCn #NuriyeAndSemihMustLive — emancipatedcity (@emancipatedcity) July 10, 2017 Bisiklet yazarak kendime güvenli bir balon oluşturma, Sovyetler'de yaşayan iktidar karşıtı bazılarının yaptığı gibi iç-sürgün yaşamak amacında değilim. Bir üniversite ve bir ilkokul hocası, Adalet'in birinci koşulu olan, "suçlu olduğu ispatlanana kadar suçsuzdur prensibini" yaşatmak, erk sahibinin gözüne sokmak için gözlerimizin önünde ölüyorlar. Adalet mitingi adaletsizliğe gözünü kapatarak şeytanın yolunda gitmeyen herkese biraz umut vermiş olabilir. Bu umudu bu genç insanların hayatını kurtarmak için kullanmak gerek. Ne yapabilirim bilemiyorum, fikri olan varsa bana ulaşssın lütfen. 5 Temmuz 1909 yılında oy hakkı arayan kadınların siyasi arenaya soktuğu açlık grevi suç değildir. Devlet'in vücutlarına sahip olan bu insanları hapsetmesi ve zorla beslemesi suçtur.

Koç Üniversitesinde Akademik Sansür

1900'lerin başında Buenos Aires ve Chicago kişibaşına gelirin en yüksek olduğu dünya şehirlerinden ikisi. 100 sene sonraki ayrışmanın en büyük etkenlerinden birinin eğitime verilen önem olduğunu okumuştum bir yerlerde. Eğitim ve akademik özgürlük olmadan ne demokrasi, ne ekonomik büyüme olur. Dün akademik özgürlüğün nerelere düştüğünü gösteren bir olaya şahit oldum. Koç Üniversitesi'nde yapılacak Latin Amerika ve Türkiye konulu bir sempozyuma kabul edilen bir makale daha sonra fazla siyasi olduğu gerekçesi ile sempozyumdan çekiliyor. İşin hem traji-komik hem de aynı anda durumu birebir özetleyen yanı makalenin tezinin "özgürlüklerin, yerel elitlerin ekonomik çıkarları ile hükümetin ekonomik projelerinin örtüştüğü zaman baskılanabileceği" olduğu. Tez'e şu adresten - tabi hala mahkeme kararı ile engellenmediyse- ulaşabilirsiniz: https://www.academia.edu/33678517/Elite_Interests_and_Media_Suppression Tez'in girişinden şu cümleyi tercüme ettim, Yasemin Han...

Bir Gece Duvarı Yıkan Bir Panzer'in İki Çocuğunuzu Ezerek Öldürmesi

Image
Başlığı yazarken her harf kalbimi ayaklarının altına aldı. Ancak Silopi'de olan bu: Taniklara göre Polis alkollüydü: Silopi'de eve çarpan panzer iki çocuğu öldürdü Tam bu sırada Ülke'nin -güyya- ana muhalefet partisi Çölyak hastalığı ile mücadele ediyor, kurultay tartışmaları ile zaman öldürüyor: Çocuğunu gönül rahatlığı ile uykuya gönderemediğiniz yere vatan diyebilir misiniz? Ölen çocuklarının acısını hissetmediğiniz insanlarla %49 ruhu empatisi kurabilir misiniz? Benim için ana muhalefet partisi eş başkanları ve birçok milletvekili içeride olsa da hala HDP'dir: HDP basın açıklaması: Soruyoruz: İki çocuğu öldüren polisler sarhoş muydu?

HAYIR'lı Cuma'lar, HAYIR'lı Yarınlar!

1 hafta kala Birbirimiz için, AK Parti'lisi, CHP'lisi, MHP'lisi, Alevi'si, Sünni'si, Ateist'i, Kadın'ı, Erkek'i, Trans'ı Lezbiyeni için, Bugün için Yarın için, HAYIR diyorum. Hayır'lı Cuma'lar, Hayır'lı Haftalar. Biz, birbirimiz için HAYIR diyoruz. pic.twitter.com/Dw0Sybw3BP — HDP (@HDPgenelmerkezi) April 5, 2017

FİGEN YÜKSEKDAĞ Benim Vekilimdir!

Image
Hapisteki Gazeteciler Gazeteci değil, Hapisteki Milletvekilleri milletvekili değil, Evet demeyen vatandaş değil... Nereye gidiyor bu? Ne kadar susacağız? Bağırmak istiyoruz, nerede bağıracağız? Kahrolsun bu kararı verenler, kahrolsun milletin vekilini millete sormadan "düşürenler." Bu karar benim gözümde yok hükmündedir! HDP'nin Basın Açıklaması: Link .

Unutma, unutturma! HAYIR'lı Günler Dilerim!

Image

Meclis Başkanvekili Pervin Buldan Gözaltında!

"Barış"'ın unutulan bir kelime olmasının üzerinden çok uzun süre geçti. Şimdi "Barış Umudu" da unutlanlar arasına yazılacak. Oy verdiğim partinin eş başkanlarından sonra Gazi Meclis'in Başkanvekili göz altında. Şiddetle kınamaktan başka ne yapacağımı bilmiyorum. Üzgün, kızgın ve umutsuzum... http://www.diken.com.tr/hdpli-pervin-buldan-gozaltina-alindi/

Kokuşmuş Ülkemizin Üzerine Çürük Çatısı Çökerken

Haziran 2015 seçimlerinin umudunun üzerine girdiğimiz yıkıcı süreç boyunca kafamda Shaekspeare'in Hamlet'deki "Danimarka ülkesinde kokuşmuş birşeyler var" sözü yankılanıyordu. "Türkiye'de kokuşmuş birşeyler var..." Son birkaç günde olanlar sonrasında kokan şeyin çürüyen toplumumuz olduğunu, yakın zamanda çatının hepimizin üzerine yıkılacağını iyice anladım. Kişisel tarihime not düşeyim, unutmayayım. Bu ülke 9 yaşında tecavüz'e uğramış bir kızı karp kırığından ve korkudan öldürdü, unutmayayım: http://www.diken.com.tr/cinsel-istismar-magduru-9-yasindaki-cocuk-kalp-krizinden-yasamini-yitirdi/ Bu ülkenin milletvekilleri küçük yaşta kızlara tecavüz edenleri, hayatı tecavüz mağdurlarına zindan ederek kurtarmak istediler. Ülke'nin Adalet Bakanı bu düzenleme tecavüz ile ilgili değildir diye bize yalan söyledi, unutmayayım: http://www.diken.com.tr/cinsel-istismara-dair-bilmeniz-gerekenler-9-soruda/ Adana'da 11 çocuk tahta çatılı, yanar h...

Önce gazeteciler için geldiler, sonra ozanlar için...

Image
... sonra bizim için gelecekler. Grup Yorum 25. Yıl konseri, İnönü Stadyumu'ndan Çav Bella ile bu tutuklamaları protesto ediyorum.

Yargı Tiyatrosuna Son!

Image
Dün seyahat özgürlükleri ellerinden alınan HDP'li vekillerin bugün de serbestileri ellerinden alındı. Türkiye'nin güzel günleri Kürt veya Türk müsün sorusunu sormadığımız zaman başlayacaktı. Bu konuda bana umut verdikleri için oy verdiğim partinin eş başkanlarının gecenin bir saati kapıları kırılarak göz altına alınmasını şiddetle protesto ediyorum. Selo Başkan'ın dediği gibi: “Şaibelerle dolu bir siyasi geçmişe sahip olan Erdoğan emretti diye başlatılan bu yargı tiyatrosuna figüran olmayı kabul etmiyorum”

Darbe'ye de, Hukuksuzluğa da, İşkence'ye de Demokrasi'nin Gasbına da Hayır!

Seneler sonra bugünlere bakıp,Türkiye'nin sorunları ile ilgili kafa yorduğum bu mecrada çocuk ve iş stresi nedeniyle sessiz kaldım demek istemiyorum. AK Parti ile ideolojik olarak hiç bir zaman aynı düzlemde olmasam da 2002-2003 yıllarında Askeri vesayete karşı gösterdiği duruşu taktir etmiştim. Devrimlerin karşı devrimleri doğuracağı gerçeğine rağmen o günlerde de bugün de askerin her koşulda siyaset dışında olması gerektiğine inanıyorum. 15 Temmuz sonrasında aksini düşünen kalmamıştır umarım. Balyoz ve Ergenekon'un Fettulah'çı bir operasyon olduğunu itiraf edeyim geç kabullendim. Biraz rövanşist bir bakış açım vardı başlarda. Delil üretilen bir ortamda açılan bu davalarda gerçek ile yalan birbirine öyle karıştı ki, Türkiye sağlam bir sivilleşme şansını kaçırdı. 17-25 Aralık ile ilgili düşüncem de benzer bir düzlemde. Usulsüz toplanan deliller ne yazık ki yine gerçek ile yalanı birbirine öyle karıştırdı ki, Türkiye sağlam bir yolsuzlukla mücadele şansını kaçırdı. T...

Çocuklar öldürülürken hepimiz buradayız ulan!

Image
Yakın zamanda baba oluyorum. Çocukların sokaklarda, yüzdüğüm sahilde, hiç gitmediğim ülkem şehirlerinde, otogarlarda öldüğü/öldürüldüğü günlerde sessiz kalmam, seneler sonra bu satırları okuyacak kızımda "neden?" sorusu uyandırmasından korkuyorum. Kalbimi delip geçen Hürrem Sönmez (1) başlığındaki insan olmaktan korkuyorum açıkçası: Çocuklar öldürülürken hepiniz oradaydınız ulan! Evet buradayım. Silopi'de öldürülen Mehmet Mete'nin uzay zamanda bıraktığı son iz olan o ürkek bakışlı fotoğrafına bakıyor ve aynı anda üzüntü, çaresizlik ve öfke ile doluyorum: Sokak ortasında vurulan Taybet İnan'ın oğlu Mehmet İnan'nın tam metni aşağıda olan mektubunu okudukça kanım donuyor (2). İşi güvenliği sağlamak olan, bunun yerine ileride acısı bizlere daha büyük acılar yaşatacak psikolojik terörü halkına reva gören devlete, güvenlik güçlerine sinirleniyorum. Beyaz bayraklarla cenaze taşıyan bir gruba ateş açan zihniyeti anlamakta güçlük çekiyor, kahroluyorum (...

Amed'in Yanındayım

Image
Allah'ın Aslanı Esedullah timi duvarlarınıza yazılar yazıyor, sizi kendi kitabına göre ölümle cezalandırılacak dinsizlikle suçluyor. Dişine kan değdiği zaman bir öldürme makinesine dönen bir kurda benzeterek sizi ölümle tehdit ediyor. Evinizi ağır silahlarla tarıyor, öğretmenleri, doktorları bölgeden çekiyor.Senelerce köylere uyguladıkları zülmü bu sefer koskoca bir şehre uyguluyor. Buna dur diyen bir avukatının sokakta öldürülmesine en iyi ihtimalle göz yumuyor, en kötü ihtimalle ortak oluyor. Şüpheye yer bırakmayacak bir şekilde hedef gösteriyor. Şehrin merkezine tank sokuyor: http://t24.com.tr/video/sura-giren-tankin-goruntuleri-ortaya-cikti,1495 Kanun benim diyerek kanunsuz bir şekilde insanların özgürlüklerini ellerinden alıyor: http://t24.com.tr/haber/figen-yuksekdag-diyarbakirdaki-hdp-grup-toplantisinda-konusuyor,320411 Konuyu anlamaya çalışanların kitapları toplatılıyor: http://t24.com.tr/haber/hosgeldin-12-eylul-kafasi-hasan-cemal-ve-tugc...

Kalleşler sırtından vururlar Cesurları

Arkada bıraktıklarına ve yaşamlarına saygımdan Hrant Dink'in ve Tahir Elçi'nin bedenlerinin son resimlerini koymayacağım buraya. Ancak gazetelerde görmüşssünüzdür, karşıdan esen karanlık rüzgarlara dimdik duran bu cesur ruhları ancak sırtlarından vurabilmişlerdir kalleş tetikçiler ve bunların kuklabaşıları. Yalan söylemeyeyim, Tahir Elçi'nin yaptıklarını ancak yaşamına kast ettiklerinden sonra okuyabiliyorum. Tıpkı o belalı Ocak ayında Hrant Dink'in ardından yazdıklarını okumaya ve onu anlamaya çalışmam gibi. O gün aklıma "Vurdular garibanı" cümlesi takılmıştı, bitirilmesi gereken bir yazı/hikaye/roman gibi hala ara ara aklıma gelmekteydi. Cumartesi günü Yiğit bana bu haberi verdiğinde yine aynı cümle yankılandı kafamda. Yakın zamanda baba olacağımdan biraz daha uzun dönemli bakmaya çalışıyorum olaylara. Aklıma lise yıllarım geliyor, Devlet Güvenlik Mahkemelerinde yargılanan gazeteciler, İnsan Hakları Derneğinde suikasta uğrayan Akın Birdal, Kardak Krizi...

Can Dündar ve Erdem Gül'e Destek

Image
Halk'ın haber alma hakkı demokrasi'nin en önemli prensibidir. Hala gazetecilik yüzünden kimse içeride değil, adli suçlardan içeride diye yalan söyleyecekler mi acaba? Darbe dönemi gibi bu dönemde de bir gazetcinin içeri girmesi, doğruyu söyleyenler ile yalan söyleyenler arasında ayrım yapmamızı sağlayacak...

Bilip de inkar edenler, görüp de gözünü kapatanlara lanet olsun!

Image
5 çocuk annesi bir kadın evinin bahçesinde öldürülüyor. Kaymakamlığın yapabildiği açıklama şarapnel parçasından ölmüştür, orada operasyon yoktu. Operasyon yoksa ne şarapneli ey kaymakam? Annelerini kaybeden çocuklardan ikisi ağır yaralı... Nusaybin, Cizre, Silvan. Devlet eliyle vatandaşı memleketlerinden sürülmeye zorlanıyor. Biz de hiçbirşey olmamış gibi oturuyor, 20 sene öncenin yalanlarına inanıp kendi iç yenilgimizi onarmaya çalışıyoruz. Bu kadının öldüğü gün bir tek laf etmeyen CHP %30 alsa ne olur? Haber: http://www.radikal.com.tr/turkiye/nusaybinde-korkunc-olay-bes-cocuk-annesi-evinin-kapisinda-olduruldu-1473314/ Parlemento'daki bir partinin başkanının başına gaz fişeği atılıyor. Ertesi gün içinde bulunduğu gruba silah çekiliyor, 1 kişi vuruluyor. Parlementer sistemi savunan kimseden bir ses çıkmıyor. Parlementerlerin kelle koltukta yaşadığı bu ülkede Başkanlık sistemi gelse ne olur, gelmese ne olur? Figen Yüksekdağ'ın tweeti: https://twitter.com/FigenYukse...