Thursday, February 18, 2016

Ana-KARA





Google Earth çıkmadan önce, Amerika'daki yurt odamda Ankara'lı dostum Gökhan ile beyaz kağıtlara Ankara haritaları çizer, geçmişe ve Ankara'ya özlemimizi giderirdik.

Bu haritaların merkezinde her zaman Meclis olurdu, solu Kızılay, sağı Tunalı, Çankaya. Eskişehir yolu Odtü'den -ve Gökhan'ın evinden- Atatürk Bulvarına Meclisin önünde bağlanırdı.

Çok şehirli bir Metropolis İstanbul için bir karşılığı yok ama Ankara'nın daha merkezi, daha orta bir yeri yoktur Meclis'ten gayrı. Tüm dolmuşlar ve otobüsler ne yapar ne eder Kızılay'a çıkarlar. Bu nedenle kaybolmak imkansızdır Ankara'da.


Her yolun çıktığı bu merkezi nokta Devlet'in - her ne kadar Beştepe diye uydurdukları bir yere kaydırmak isteseler de- tam manası ile kalbidir. Holzmeister'in muhteşem Meclis yerleşkesinin karşısındaki mahallenin adı Bakanlıklar, yan caddesinin ismi Güvenlik Caddesidir. Genel Kurmay ve tüm kuvvet komutanlıkları yan yana dizilmiştir.

İşte dün çocukluğumun ve ailemin şehri Ankara'nın kalbine, hükümeti ile ters düşsem, geçmişinde gurur duyduğum kadar utandığım bir çok eylemi olan vatandaşı olduğum Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin beynine vurdular hançeri.

Hem de öyle bir hançer ki, bugün böyle vurduysam hançeri, yarın istediğim heryere vurabilirim yazıyordu üstünde...

Akşam evlerinde çocuklarını sevmeye gidecek babaları ve anneleri öldürdüler yine. Babasının ya da annesinin bir daha gelmeyeceğini anlaması seneler alacak, acılar çekecek bebekler çocuklar bıraktılar geride.

Lanet olsun bizi bu kan ve acı sarmalına sokan ve topacı tüm hızıyla döndüren herkese.

Reyhanlı'da lanet okuyan resimdeki anne'nin feryadı duyulmadıkça, aldığım kararlar istemeden de olsa bu feryada sebep olmuş olabilir mi diye sormadıkça daha çok hançerler yiyeceğiz. 

No comments: