Thursday, March 25, 2010

6-0, 8-0, Seref ve Serefsizlik Uzerine



8 golü Anfield Road'da yasadim. Hakem 89. dakikada oyunu durdurmasa 9 da olurdu, 10 da olurdu. Ertesi gun havaalaninda gördügüm Besiktas'li futbolculara inanin hic kizmadim. Beni tribunde kahreden skor'u sahada bizzat yasayan adamlara kim olarak kizabilirdim ki?

Futbol bloglarinda, arkadas sohbetlerinde sik sik kullanilan bir aforizma vardir. Fransiz dusunur Albert Camus der ki:

"Ahlak ve zorunluluklar hakkinda ne biliyorsam, bunun cogunu futbola borcluyum"

Pek cok konusulmayan, belki de gozden kacan sey Albert Camus'un bu sozu bir futbol seyircisi olarak degil, bir futbolcu olarak soyledigidir. Camus 1930 yilina kadar universite takimda kalecidir cunku.

Takim olmak, basarmak, kaybetmek, yorulmak, takim arkadasina destek olmak, ona kizmak, antrenorun dediklerini yanlis bulsan da yapmak ancak yarismaci bir spor takiminin uyesi olarak edinilebilecek erdemlerdir. Halisahalarda haftasonundan haftasonuna mac yapmak degil bu bahsettigim. Kucuk veya buyuk bir takima girmek, ve takimdaslarinla kader birligi yapmaktan bahsediyorum.

Anne ve Babama en cok tesekkur etmem gereken seylerden biri beni bir takim sporuna yonlendirmeleri oldu. Eger 8-0'dan sonra Liverpool'lularla ayni otobuste hic uzulmeden futbolun guzellikleri ve cirkinlikleri uzerine konustuysam, bunu kaybetmenin ne demek oldugunu voleybol takiminda ogrendigim icindir.

Turk gazetelerini okumayi birakmamin nedeni de bu mactir, yukaridaki fotomontajdir. Vatan gazetesi utanmadan Besiktas'li futbolculara cocuk tecavuzculerine cekilen siyah bandi reva gormuslerdir. Ne yapmistir bu futbolcular? Adam mi oldurmuslerdir, tecavuz mu etmislerdir, mac mi satmislardir? Cikip toplarini oynamis, kendilerinden cok daha iyi bir takima yenilmislerdir. Takimin basinda bulunan Ertugrul Saglam sampiyonluga kosuyor simdi, umarim basarili da olur. Simdi methiyeler duzulen Ertugrul Saglam da mi tecavuzcu katildir?

Bu utanc verici fotomontaja imza atan sektorun yoneticileri, kendi calisanlarini PKK isbirlikcisi olarak gosteren sahte bir belgeyi, bu calisanlarinin canlari pahasina yayinlamakta cekince gormemislerdir. Semdin Sakik'a imzalatilmak istenilen sahte belge ve konunun detaylarini bu yazida bulabilirsiniz. Kader birligi yaptigin insanlarla cikip 8 gol yemenin mi, yoksa onlara iftira atmanin mi bu siyah banti hakettiginin cevabini hepimiz biliyoruz.



Aslinda amacim Ozhan Canaydin ile ilgili bir iki kelime yazmakti. Baskanligi sirasinda kendisi ile ilgili cikan haberler ile olumunden sonra cikan haberlerin tezatligi basinin iki yuzlulugu ile ilgili yukarida bahsettigim animi deprestirdi.

Sporu taraftar ya da sporcu olarak yasamak arasindaki farka donmek istiyorum. Ozhan Canaydin 6-0'lik yenilgiden sonra rakibini alkislayabildiyse, bence bunun arkasinda kendisinin uzun yillar oynadigi basketbolun payi buyuktur. Endustriyellesen ve cirkinlesen Turk futboluna futbolun bir spor oldugunu hatirlatan bu degerli sporcuyu eminim kendisinin de cok sevecegi Sherlock Holmes'un yazari ve Portsmouth F.C. takiminin ilk kalecilerinden Arthur Conan Doyle'in bir sozu ile anmak istiyorum:

"Almak ve vermek; basariyi alcak gonullulukle, kaybetmeyi cesurca karsilamak; tum sanssizliklara karsi savasmak; hedeflerinden sapmamak; rakibine saygi gosterirken arkadasina deger vermek; bunlar futbolun vermesi gereken dersler olmalidir."