Sunday, September 02, 2007

Football is never just football (or how I hate protectionism)

Recently I found out that the endless discussions that I have with my dear friend Ozan about the development path Turkey should follow is a part of a 200 year old debate involving free traders and protectionists. Ozan's on the side of an import substituting industrialization and I on the side of free traders - I found out accidentally that one of the strongest voices of protectionists is Dani Rodrik, an Istanbul-born Turkish Jew from Harvard. Another topic that I discuss often with Ozan is football -word discussion is not appropriate here since we don't "discuss" we just talk about our love for Besiktas. So when I read an article from Mustafa Denizli, an ex football star turned journalist, which was protectionist in nature I wanted to bring it up here on my blog and gather your opinions. I think it serves good to demonstrate pros and cons of both approaches to development.

In Turkey various different broadcasting companies broadcast almost all the European football leagues - some are also showing Brazilian League. Ozan is a enthusiastic follower of the games. At the same time the Turkish football teams are suffering from lack of supporters watching the games. Denizli argues that as long as the supporters are bombarded by foreign football games on TV they will not go and watch the domestic games on TV. I disagree. The foreign competition should push the clubs and the federation, who are in such a mess to gather their act together and present the supporters a decent competition. Also the good football that the young footballers watch on TV encourages them to be better players.

Speaking of football, things are going relatively good in Besiktas. We qualified for the Champions League after 4 years after beating F.C. Zurich 3-1 on aggregate. We got 10 out of 12 points in the league. The supporters of Besiktas continued to use the stands as an area to demonstrate their opinion about local and global issues, in a country where NGO's are failing. Recently they opened banners protesting the dam to be built in south east Turkey which is to flood an ancient city, and the the atom bombs on Hiroshima and Nagasaki. It is nice to know that football is still not just football (or worse money as the industrialists want it to be)

2 comments:

Nuri Kayaoğlu said...

Ahmet Cihat, o fikri savunan sadece Mustafa Denizli degil. Ridvan Dilmen de ayni görüste. Burada söylenilen su: Tüm cumartesi ve pazar gününü evde gecirerek kaliteli futbol izleme imkanina sahip bir kisi neden para vererek maca gitsin ve kalitesiz, ayni zaman da saibeli maclar izlesin. Bu görüslerini desteklemek icin de Avrupa'daki diger ülkeleri örnek gösteriyorlar. Bizden baska hic bir ülkede televizyonda mac yayininin böyle abartili olmadigini söylüyorlar.
Sen buna karsisin. Su anki uygulamanin bizim takimlara kalitelerini artirmalari icin baski yapacagini düsünüyorsun. Sana hic isin teorisine kacmadan sunu söyleyeim: Yilardir Türk futblunda kalite artisi görüyor musun? Bu canli yayinlar uzun yillardir var. Sen Türkiye'deki futbol liglerinde kalitenin arttigini düsünüyor musun? Sanirim hayir. sebeple 7-8 sene gibi bir zaman dilimini alirsak su anki uygulamanin bizim futbolumuza katki yaptigini söyleyemeyiz. Daha uzun vadeli düsünmek de zor.

Ozan Korkmaz said...

Cumartesi-Pazar günleri yayınlanan Avrupa maçları ile izleyinin ligimize ilgisiz oluşunun birbirinden bağımsız 2 kavram olduğunu düşünüyorum.

Nedenlerini açıklamadan önce belirtmem gereken ve size katılmadığım konu ligimizin kalitesiz oluşu. Kalitesiz gibi görünmesinin sebebi ligin küçük büyük her takımının defansif ve aşırı mücadeleye dönük sistemleri. Ben bugün Türkiye liginden herhangi bir takımın üst düzey liglerin ortalama takımlarıyla başabaş mücadele edeceklerini ve hatta galip geleceklerini düşünüyorum. Aşırı mücadele yüzünden güzel goller göremiyoruz. Ceza sahası dışından az gol atılır mesela Türkiye'de. Çünkü şut pozisyonu olduğu anda en az 1 rakip oyuncu can siparene topun önüne atlar. Sıfıra kolay inilemez çünkü defans zaten sıfıra yakın bi yerde kuruluyordur, orta kolay yapılamaz, çünkü orta yapmak isteyen oyuncunun önünde 2 oyuncu vardır, vs..

Zaten ligimize olan ilginin az olmasının önemli sebeplerinden biri de yine bu aşırı mücadeleye dayalı ve defansif oyun sistemidir. Ama dediğim gibi bu ligimizin kalitesiz olduğunu göstermez.

İlgi azlığının bir diğer sebebi ise Anadolu'nun her yerinde insanların tuttuğu takım kendi memleketlerinin takımı olmuyor. Yani Trabzon'da bile birisine sorarsanız hangi takımı tutyorsun diye; "Avrupa fatihi" veya "dünyanın en büyük takımı" veya "Beşiktaşlıyım abi" cevabını alabilirsiniz. Ama Napoli'liler Napoli'yi, Valladolid'liler Valladolid'i tutar. 2. ligde de bu böyledir.

Haftasonları Avrupa ligi maçlarında orta saha hızlı geçiliyor, şık çalımlar, güzel goller atılıyor olmasının Türklerin kendi liglerini izlemekten sıkılmasını sağlayacağını düşünmüyorum.