Saturday, January 24, 2015

Plastik Kızak - Uğur Mumcu'nun Ardından


11 yaşımda sömestr tatilini teyzemlerin bir başka suikast kurbanı Kennedy'nin ismini taşıyan cadde üzerindeki evlerinde geçiriyordum. Hava karlıydı ya da kar başladı başlayacaktı. İçimdeki kar sevgisi nedeniyle çok heyecanlıydım. Televizyon açıktı. Anneanne'min telefonda annem ile konuştuktan sonra dikkatimizin oraya çevrildiğini hatırlıyorum.

O yıllara kadar aile masalarında dönen politika tartışmalarınını ne demek olduğunu pek idrak edememiştim doğal olarak. Televizyonda beliren yanmış arabanın, kara bulutların birkaç kilometre ötemde, yaşadığım ülkenin ve benim geleceğim için gerçekleri ortaya çıkarmaya çalışan bir gazetecinin mezarı olduğunu anlamam bir kaç senemi aldı.

Yıllar sonra babalarını o lanet günde kaybeden çocukların yazılarını okumaya, öldürülen o gazetecinin kendinden sonraya yalnızca kitaplar ve yazılar değil, pırıl pırıl çocuklar bıraktığını da fark etmeye başladım.

Kaderlerimizin kesiştiği o kara gün hiç olmamış olsa, belki de Seğmenler parkında beraber -plastik torba ile- kızak kayacağımız çocuklar...

No comments: