Monday, December 19, 2011

Dört Kıta, Üç Ülke, Onlarca Şehir'de Aynı Nakarat

Geçen Cumartesi bir aile büyüğünden şu kısa hikayeyi dinledim:

Tanrı'ya şeytan ile insanı sormuşlar:
İkisini de ben yarattım, Şeytan'dan değil İnsan'dan korkarım demiş.

Şans eseri bir gün sonra yayınlanan Behzat Ç'nin yaratılanların en canisi, en vahşisi insanların ülkemizdeki vukuatlarından 80li yıllara denk gelenlerini konu etmişti. Kurtlar Vadisi, Yıldız Masalı, Kuzey Güney, Fatmagül'ün Suçu Ne gibi "gerçekçi" ve "değerli" dizilerin yapımcıları alınmasın ama Türk televizyonlarında belki de sinemalarında görmeye alışmadığımız gerçeklikte işkence görüntülerinin arasında insan doğasının vahşet kadar ayrılmaz parçası olan evlat sevgisi üzerinden ilerledi hikaye.

Aklıma U2 İstanbul konseri sonrası blog'a eklediğim ve U2'nun beni en çok etkileyen şarkısı geldi: Kaybolanların Anneleri.



Kaybolanlarin Anneleri
U2
Geceyarisi,
Ogullarimizi, kizlarimizi kopardilar aldilar bizden.
Hala kalp atislarini duyariz,
Kalp atislarini...

Rüzgar getirir bize gülüslerini,
Ve yagmur da gözyaslarini.
Kalp atislarini duyariz,
Kalp atislarini...

Gece asilmistir, bir tutsak gibi,
Kapkara ve masmavi.
Kalp atislarini duyariz,
Kalp atislarini...

Agaclarda ciplak ve asilidir ogullarimiz,
Duvarlar ardindan aglar kizlarimiz,
Yagmur getiri bize gözyaslarini...

Behzat Ç o blog girdisinde sorduğum soruyu yeniden hatırlattı bana:

"Söyle ey Başbakan: Nerede bu annelerin oğulları?"

Ve de Bandista'nın 4 kıta'nın annelerine yazdığı şu şarkıyı tanıttı:



Emeği geçenlere teşekkürler.

2 comments:

e. pınar said...

Benim de aklima Costa Gavras'in Missing'i geldi. Hala unutamiyorum bazi goruntuleri.

Bir de bir yerde okumustum; annesi babasi olmus cocuklara oksuz yetim denir, esleri olmus indanlara dul derler ama cocuklari olmus insanlar icin hic bir dilde bir ad yoktur diyordu.

Ahmet C. Toker said...

bir de garage olympia var tabi.