Tuesday, December 08, 2009

Önce yemek, sonra ahlak



Aksama yine bir sampiyonlar ligi maci, kalplerde yine bir heyecan. Manchester zaferinden sonra Avrupa Ligi'ne devam etmek icin Центральный Спортивный Клуб Армии Москва'yi - Sentralni Sportivniyi Klib Armi Moskva- 1-0 ya da iki farkli bir skorla yenmemiz, Wolfsburg'un da ManU'ya yenilmemesini beklememiz gerekli. Tüm Besiktas'lilarin aklinda 2004-2004 sezonunda basimiza gelen Sparta Prag kazasi var. Sparta Prag'in Lazio'yu yenmemesi halinde gruptan ciktigimiz bir günde 90+2'de Peruzzi'nin armutlamasi ile elenmistik. Star TV'nin ekranin sag ust kosesindeki kutucuktan yayinladigi agir cekim görüntü, bir kac sene önce bir Galatasaray macinda Fevzi'nin ayaklarinin altindan kacirdigi geri pas ile yedigimiz golun görüntüsü ile her Besiktaslinin kalbine aciyla yazilmisti. Dilegimiz ManU macinda yanimizda olan Tanri'nin yine yanimizda olmasi.

Futbol'da sans faktörü diyelim ve Diyarbakir macina dönelim. Mactan önceki dileklerim gerceklesti ve tribundeki Diyarbakirlilarla karsililki yesil kirmizi cekerek, "Besiktasliyiz irkciliga karsiyiz" tezahuratlari ile Besiktaslilar insanlik sinavini verdiler. Yapilan Besiktas'lilik degil insanlikti. Neyse ki tribunler Besiktasliligin ilk kurali insan olmayi unutmadilar.

Mac boyunca cok gol pozisyonuna girdik, ama gerek Rüstü'den Diyarbakir kalecisine gecen sans faktörü, gerek Nobre ve Nihat'in formsuzlugu yuzunden gol atamadik. Golculerimizde bir ilerleme olmamasi isin uzucu yani, girilen pozisyonlar ise olur boyle maclar dedirtiyor.

Mactan akilda kalan olaylardan baska biri de Diyarbakirsporlu futbolcularin 0-0'i korumak icin son 10 dakika durmadan yere yatmalariydi. Sinirle ben de cok kufur ettim bazi futbolculara. Sonra aklima Bertold Brecht'in bir sözü geldi aklima. Bu sene Istanbul Bienali'nin mottosuydu. Wovon Lebt der Mensch? Insan neyle yasar. Brecht cok acik veriyor bunun cevabini ve diyor ki:

"Bize ogretirsiniz, bir kadin ne zaman etegini kaldirabilir. Önce yiyecek birsey verin bize, oyle konusun. Once ekmek gelir, sonra ahlak"

Super Ligimizin milyonlarca dolarlik gelirlerini hem 4 buyukler olarak paylasalim -Trabzonun ne kadar aldigi da bir soru-, hem de bu dusuk butceli takimlardan sportmenlik bekleyelim. Bol bol gelen paralari da baskanlarimiz Tabata'lara sacsinler. Var mi boyle bir mantik? Yine 4 buyuklerden Mustafa Sarp mac sonrasi Premier Lig'i seyredip utaniyorum demis, populistce. Acaba bakmis mi premier lig'de yayin gelirleri nasil dagiliyor diye?

Ben cok kisa olsa da baktim. Ispanya ve Italya disinda bir ligin yayin haklari topluca satiliyor. 2013'den itibaren Italya'da bu yonteme donuyor. Almanya'da yayin haklari 1. ve 2. klupler tarafindan esit olarak paylasiliyor. Fransa'da da durum benzer. En rekabetci ligler de bu iki lig. Ispanya'nin durumu belli, Real-Barca tum dunyaya derbi diye ihrac edilip yutturuluyor. Yok efendin Real Franco'nun takimiymis, Barca Katalan takimiymis, reklam almazmis. 1 Milyar dolar televizyon geliri alsam ben de reklam almam, gider baska takimlara reklam veriririm.

Cok duzgun bir girdi olamadi, macin heyecani nedeniyle. Demek istedigim sudur ki umudum tribunde yaptigimiz barisin anlayisin tüm ülkeye yayilmasi, ve yakin zamanda tartisilmaya baslanacak olan havuz gelirlerinde adil olunmasidir.

Orijinal kadro'dan "Die Ballad über die Frage: Wovon lebt der Mensch?"



not: fotograf www.bjkbloglar.com'dan ulastigim bir Besiktas blogundan. Ne yazik ki resmi kaydereken blog adini kayit etmemisim. Sahibinin hakkini yememis olayim.

No comments: