Monday, October 12, 2009

Isin Özü

Insanoglu'nun her turlu dusunsel cabasinda karsilastigi bir zorluk var. Zorluk derken, cozulebilecek bir zorluktan ziyade, sogukta usumemiz, yokus cikarken yorulmamiz gibi varoldugumuz evrenin bir parcasi olan bir zorlugu kast ediyorum.

Bu zorluk sudur ki, cevremizde gelisen olaylari anlayip, degisimlerin ayirdina varip tepkilerimizi verebilmek icin cevremizde gelisen olaylarin bir modelinin kafamizda olmasi gerekli. Misal su an yaninizda bulunan insanin yuzunu algilayabilmeniz icin kafamizda insan yuzu nasildir sorusunun bir soyutlamasi, bir basitlestirilmesi olmali. Bu tarz soyutlastirmalar karmasik dunyamizda yol almamizi kolaylastirirken, bazen buyuk resimi gormemizi engelliyor. Bazen de aslinda modelimizin acikladigi varliga ya da olaya karsilik gelmeyen nesneleri ve olgulari bu varliklara ya da olaylara atfetmemizi neden oluyor. Bu yuzden her turlu dusunsel cabada basitlestirmeleri dikkatli kullanmak gerekli.

Uzun sureler buyukelcilik yapmis, simdi de ogretim uyeligi yapan Temel Iskit'in yazisindaki iki cumle'nin Demokratik Acilimi anlamak, ve dusuncelerimizi sekillendirmek icin cok onemli bir soyutlama oldugunu dusunuyorum, ve sizinle paylasiyorum.

- Türkler ülkenin sahibi olmadıklarını içine sindirecek.
- Kürtler de Türkiye’de eşit ve özgür vatandaş olma koşullarının Kürt milliyetçiliği zihniyetiyle bağdaşmayacağını anlayacak.
- Türkiye ve Cumhuriyet nihayet geri alınabilecek ‘emanetler’ değil milletin iradesinin ürünü olacak.

Elbet de acilim bundan ibaret degil, ama bu noktalar kanimca isin ozu'nu olusturuyor. Isin özü ile olaylarin görünüsleri elbette birbirini tutmuyor. Iste bu noktada bilimsel metodun bazi ilkeleri devreye girmeli, ve tartismanin cercevesini cizmeli. Zira Karl Marx'in cok güzel özetledigi gibi, olgularin dis görünüsleri ile özlerini bagdastirmak icin bilimsel yönteme ihtiyacimiz var.

No comments: