Monday, April 30, 2007

About The Situation in Turkey



We have the Presidential election in Turkey. The Islamist Party in government has named an Islamist who claims to have changed his mind as the candidate, who will most likely be elected. I am against his presidency, as he has not convinced me about the change in his opinions, and I believe secularism a consistuent of democracy which I believe firmly. So are 300 000 plus people in Turkey and many more who took to the streets for the second time in two weeks. The country is in turmoil, and I have commented about the situation in Turkey on my political blog in Turkish. I plan to summarize them in English soon. Until then I can only forward my international readers to this BBC News article which has links and in depth analysis of Turkey's current problems.

For my Turkish readers, I publish my thoughts here too, but ask them to comment on my political blog if they wish.

Abdullah Gül'ün Cumhurbaskanligi

Abdullah Gül'un Cumhurbaskanligi'na karsiyim. Yalniz bu karsi olma durumu demokrasinin dogasi geregi cogunlugun destegini almis ancak gorusleri ve politikalarini benimsemedigim bir partiye ve ya kisinin karsisinda olmam ile ayni duzlemde yorumlanmamali. Demokrasi'nin dogasi geregi az once tanimini yaptigim tarz bir karsi olma durumunda olsaydim 7 sene bekler, ve bu 7 sene boyunca onume gelen her sansta, kendim yarattigim yaratmaya calistigim ve var olan her platformda karsi oldugum politikalarini elestirirdim.

Ancak Abdullah Gül'e olan karsiligim beni hala demokrasinin yapitaslarindan biri olan laiklik ilkesine olan inancina dair inandiramamis olmasindan kaynaklaniyor. Nuri kisisel blog'umda Abdullah Gül'e ait 1995 tarihli bir röportaj'a yer verdi:

"Artık saklanamaz gerçekler var. İslamın yalnız ahireti değil, dünyevi düzeni de içerdiği bir gerçektir. Ben bir Müslümanım ve buna inanıyorum.
- Tercihiniz şeriat öyle mi?
- Türkiye'de geçerli kanunlar arasında, İslama aykırı olan da var, olmayan da. Aykırı olanlar baskıdır. Baskı kalkacak. Bu hakkı kullanacağım. Halka bu imkânı vereceğim.
- Camiye, ramazana, Kuran okuluna kim mâni oldu ki?
- Düzen Türkiye'de İslamı, caminin içine hapsetti. Biz İslamı hayat tarzı olarak görmek istiyoruz..."

Acikca goruldugu gibi Abdullah Gül Laik bir ulkenin yasalarini Islam'in sartlarina gore yeniden degerlendirmek istiyor. Bu laikligin tanimina tamamen aykiri. Laiklik bir birey'in toplumdaki diger bireylerin insan haklarina ve evrensel ozgurluklerine zarar vermedikce din'ini yasamasina izin verirken, yasalarin din'e gore yapilmasi o din'e inanmayan bireylere ayni hakki vermemektedir. Bunun yaninda ozellikle Islam gibi mensuplarinca ne yazik ki pek bilinmeyen bir din yasalara kaynak olmasi, dar bir guc cevresine demokrasiye aykiri olarak yonetilenlerce secilmeden orantisiz bir guc vermektedir. Iran'da olan da budur.

Insanlarin fikirlerinin degisemeyecegine inanmiyorum. Ulkemizde gozlemledigim ve uzuldugum genel bir kani ozellikle politikacilarin eski fikirlerinden vazgecmeleri adeta bir zayiflik olarak algilanmasi ve yillarca ayni fikirlerin savunulmasinin bir erdem olarak algilanmasidir. Bunu kisisel hayatlarinda prensiplere ve kurallara uymayan bir toplumun goz onunde olan uyelerinden -bahsi gececen bu kahramanlardan cok uzak olduklarini bilmesine ragmen- ideallestirilmis, kahramanca bir davranis bekleyerek kendini tatmin etmesi olarak algiliyorum. Bu konudaki dusuncemi belirttikten sonra, sadece "Degistim" diyerek degisilmis olmayacagini, degisen insanlarin bizlere eski fikirlerini artik neden dogru bulmadiklarini, yeni fikirlerini, ve eski fikirlerinden yeni fikirlerine gelirken yasadiklari entellektuel, kisisel ve ya toplumsal degisimleri birer birer anlatmakla yukumludurler. Abdullah Gül bunu yapmadigi ve beni ikna etmedigi icin hala eski fikirlerinin etkisinde oldugunu dusunuyorum, ve laiklige ve dolayisiyla demokrasiye karsi olan birisini demokrasiye zarar verip benden benim ona demokratik yollardan karsi cikma hakkimi elimden alacagini dusundugum icin cumhurbaskani olarak gormek istemiyorum.

Kendisine yapilan bazi elestirileri ise haksiz buldugumu da belirtemk istiyorum. Esi'nin basini (türbanla) örtmesi bence cumhurbaskani olmasi icin engel teskil etmemeli. Az once tanimini yaptigim laiklik ilkesi geregince esinin turban takmasi herhangi baska bir bireyin temel hak ve ozgurlukleri ile celismedigi icin en dogal hakkidir. Bu hakki elinden almak Iran'da basini ortmeme hakkinin elinden alinmasindan farkli degildir.

Yine Abdullah Gul'un esinin Avrupa Insan Haklari Mahkemesi'nde Turkiye'ye dava acmis olmasi Abdullah Gul'un cumhurbaskani olmamasi icin bir neden teskil edildigini dusunenler var. Devleti veya herhangi bir kurumu dava etmek en temel insan haklarindan biridir. Bu hakki kullandi diye kimse suclanamaz, ya da herhangi bir haktan muaf tutulamaz.

Ozet olarak Abdullah Gul devletin yonetimi, yasalarin yapimi ile dini karistirmak istedigi icin Cumhurbaskani olmamali, esi turbanli oldugu ya da Turkiye'yi dava ettigi icin degil.

Genel Kurmay'in Basin Aciklamasi ve Alternatifler

----- Doldurulacak --------

Bütün Bu Sorunlarin Nedeni

Anayasamizdir. Dunya uzerinde saglikli isleyen tum demokrasilerde kuvvetler ayriligi ilkesi kuvvetlerin icinde birbirini dengeleyen unsurlar ile pekistirilmistir. Bir ornek vereyim.

Yurtdisi politikalarini ne kadar yanlis bulursaniz bulun kanimca dunyada en iyi isleyen demokrasisi Amerika Birlesik Devletlerinde bulunmaktadir. Simdi bu dengeleyici usulleri tek tek inceleyelim.
  • Yasama: Bildiginiz gibi iki kanatli bir parlementoya sahip olan Amerika Birlesik Devletleri'nde senato ve temsilciler meclisi secimleri baskanlik secimlerinden iki yil sonra olmaktadir. Bunun yaninda Parlemento'nun ust kanadi Senato'da her secimde uyelerin bir yarisi secilmekte, geri kalan yarisi da bir sonraki secimde koltuklari icin secime gitmektedir. Senato uyelerin daha uzun sureli gorevde kalmalarina ragmen daha az yapici yetki ile donatilmis olmalari senatoyu ele geciren partinin orantisiz guc sahibi olmasini engellemektedir. Temsilciler Meclisi uyeleri daha genis yapici yetkilerle (executive authority) donatilmis olsalar da, daha kisa araliklarla secilerek bu genis yetkiyi kotuye kullanmalari durumunda en kisa zamanda secmenler tarafindan cezalandirlmalari saglanir. Ayrica birbirleri ile tandem calisan yasama organlari yine tek bir partinin secmen destegi ile orantisiz olarak iki kanadi da ele gecirmesini engellemektedir. Temsilciler Meclisini ele geciren bir parti gucu yanlis kullanirsa iki sene sonra yapilan Senato secimlerinde Senato'yu muhalefete birakarak sinirlandirilacaktir.
  • Yurutme:Baskan en genis yapici yetkilere sahip oldugu icin direk olarak secmenlerce secilmekte, ve yasama organinca denetlenmektedir. Yasama organi gerekli gordugu zamanlarda baskani gorevinden alabilmektedir. Baskanlik secimleri ile meclis secimleri ayri tutularak yine bir denge saglanmistir. George W. Bush tüm dünyada tepki ceken dis politika yanlislarinin cezasini Senato ve Temsilciler Meclisini Demokratlar'a kaptirarak odemis, elindeki yetkileri yanlis kullanma secmenlerce cezalandirilmistir.
  • Yargi: Yasama ve yarginin icindeki kurullar yarginin bagimsizligini dentlemekle yukumludurler. Su sirarlar en onemli hakimleri atayan bas yargic televizyonlar karsisinda Senato'da sorgulanmaktadir. Yaptigi atamalarin yurutme organinin istekleri dogrultusunda gelistigi kanitlanirsa kariyeri sona erecektir.
Bu ornekten sonra bizim sistemimizi kisaca gozden gecirelim. Yasama secimlerinde cogunlugu saglayan hukumeti de kurdugu icin yurutmeyi de eline gecirir. Yarginin basindaki kisileri secen Cumhurbaskani oldugu, ve Cumhurbaskani'ni da yasama organi sectigi icin yasamayi ele geciren parti yargiyi da ele gecirmis olur. Yani bugun olanlar tamamen anayasa cercevesinde, kanunlara uygun bir bicimde olmaktadir. Dolayisiyla sasirmamak gerekir, AKP tek parti oldugu gunden itibaren bugunku olaylarin olacagi belliydi. Hatta bir adim oteye gidersek Anayasa'nin kabul edildigi gunden beri bugunu bekleyenvardi. Hal boyleyken hic bir muhalefet partisinin politikalarinda Anayasa degisikligi onerisi bulunmamasi sasirticidir - CHP ve DYP anasayfalarinda anayasa degisikligine dair bir atifa rastlayamadim.

Soylemek istedigim su. Evet bir rejim tehlikesi var. Ama bu tehlike 27 senedir bekliyordu. Ben, siz, anneniz babaniz, kendilerini Laikligin yilmaz savunucusu olarak goren Ordu -bu egreti anayasanin yaraticisi olmalari da ayri bir konu-, tum muhalefet partileri 27 senedir bu anayasayi degistirmeyerek bu rejim tehlikesinde suclu durumdayiz. son bir ayda iki tane -demokratik tepkisizlik hastasi toplumumuz icin muhtesem bir gelisme olsa da- buyuk gosteri yapmis olmamiz bizi aklamaz. Bu sorunlu gunleri atlatacagamizdan umutluyum, ama bu anayasa degismedikce sorunlar 10 sene araliklarla tekrarlamaya devam edecektir. Onun icin herkesi Anayasa'yi okumaya ve kendilerine yakin bulduklari parti'ye Anayasa degisikligi icin baski yapmaya davet ediyorum.

2 comments:

siyahbeyaz said...

uzun yorumunu tam tahlil edebilmem icin daha detaylı dusunmem ve zmana ihtiyacım var,ancak sunu hemen soyleyebilrim.demokrasiler bizde anlasıldıgı gibi cogunlugun her istedigini yapabilmesi degildir.aslı azınlıgın haklarını koruma gozetme ve meselelre uyumlu cozum bulmadır.kaldıkı turkıyedeki durum.% 65 katılımın sonucu,% 34 almıs bır sıyası partınin % 70 temsilidir.ayrıca bu parti kendi cogunluk anlayısına gore hic bir mutabakat zemini bırakmadan .uc erkide eline almak istiyor, ve bunu din anlayısları adına kullanacaklarını radikal bir dinci olan kisi tarafından devrimleri hice sayan kustahlıgı ile ilan ediyor.herhelde kabul edilinecek bir durum degil.
yorumlarıma sonra devem etmek uzere.

siyahbeyaz said...

yorum 2
bugundurum biraz daha netlesti,anayasa mahkemesının verdigi karar turkiyeye bir nefes aldırdı.belki tartısılacak,ama bir gercek ortaya cıktı demokrsilerde sadece salt cogunlugun degil azinlıgında korunnacagı ,onemsenecegini bir kere daha bize hatırlattı.tabi israrla anlamayanlar halen demokrasi katledildi diyorlar ve ısrarla demokrasilerin cogunlugun her turlu sartlarda azınlıgı yok sayabilecegini soyluyorlar.boyle bir mantık olamaz,ama alısacagız ve demokrasının bir uzlası sanatı oldugunu siyasiler ve bizler anlayacagız.tekrar gecmis olsun turkiyeye,bir millet bile bile nasıl kaos yaratır ben halen anlayamıyorum.ve sacmaca gerekceyi siddetle reddediyorum oda su..( tam her sey guzelken,dıs gucler isi bozdu)olurmu boyle sey, herseyı biz mahvediyoruz ve arsızca bunu baskasına malediyoruz.olmaz bu kadar ilkellik.